2032 yılında insanlık tarihi bir ilke sahne oldu. Türkiye, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi açıklarındaki segmentini kontrollü şekilde tetikleyerek büyük İstanbul depremini önden, planlı bir sarsıntıya dönüştürdü.
Bu eylem, sadece bilim dünyasını değil, tüm gezegeni ikiye böldü: Bu bir kahramanlık mıydı, yoksa doğaya meydan okumanın son halkası mı?
Kod Adı: Derin Sükûnet
Marmara’nın 1.3 kilometre altında, su altı robotlarıyla yerleştirilen özel termonükleer cihaz, “jeo-tetikleyici” olarak adlandırıldı. Cihaz, klasik bir nükleer silah değil, çevresel zararı minimize edecek şekilde modifiye edilmiş, sadece sismik enerjiyi tetiklemek için tasarlanmıştı.
Amaç netti: “Depremi biz yaparsak, ne zaman ve nasıl olacağını biliriz.”
Depremi İzlemek İçin Turist Geldi
Devlet, operasyonu turizm fırsatına çevirmekte gecikmedi. “Dünyanın ilk canlı deprem deneyimi!” sloganıyla, İstanbul’un çeşitli noktalarına VR merkezleri kuruldu:
- Kadıköy'de “Deprem Simülasyon Platformu”
- Galata Kulesi’nde 360° Sarsıntı Kamerası
- Avrasya Tüneli’nin girişinde “Gerçek Zamanlı Sismik Gösteri Alanı”
Yabancı turistler akın etti. Japonya’dan gelen jeoloji öğrencileri ayakta alkışladı. YouTube'da bir yayıncı, “7.5 büyüklüğünde deprem izliyorum, yanımda popcorn var” diyerek milyonlarca izlenme aldı.
Ve O An Geldi
11:27’de, Marmara açıklarında yerin altındaki cihaz devreye sokuldu. İlk sarsıntı 6.8 büyüklüğündeydi. Bilim insanları sevinmeye başlamıştı ki, birkaç saniye içinde domino etkisi yaşandı.
Fay hattı zincirleme kırıldı:
- 7.1
- 7.5
- 7.8
- Sonunda: 8.3
İstanbul’un batısında camlar patladı. Binalar yıkılmadı ama içindekiler hissetti: Bu sadece bir “önleme” değil, tam teşekküllü bir doğa gösterisiydi.
Kriz Masasında O An
Komuta merkezinde uyarılar yağmaya başladı:
— “Başkanım, kırılma ilerliyor!”
— “Tsunami potansiyeli var!”
— “Beklenenden daha fazla enerji boşaldı!”
— “Ama... sarsıntı ana şehir merkezine ulaşmadan kesildi!”
Fay doğrudan değil, eğik düzlemde kırılmıştı. Bu, en azından şimdilik, kentin kalbini kurtarmıştı.
Sosyal Medya ve Bilim Dünyası Ne Dedi?
Sosyal medya ikiye bölündü:
“Türkiye, depremi bile planlıyor artık.”
“Jeolojiye AI ve nükleer karıştırdılar, sonunda bu oldu.”
“VR deprem turizmi, yeni trend olur.”
Bilim dünyası daha temkinliydi:
- Avrupa Sismoloji Kurumu: “Kontrollü deprem mümkün müydü, hâlâ emin değiliz.”
- MIT Jeofizik Bölümü: “Bu deney, fay mekanizmalarının ne kadar öngörülemez olduğunu gösterdi.”
- Japon Sismoloji Derneği: “Cesaret mi, çılgınlık mı? Gelecek depremler belirleyecek.”
Zarar Ne Kadardı?
- Can kaybı: 217
- Yaralı: 3.200
- Altyapı hasarı: Orta düzey
- Turizm geliri: 1.2 milyar dolar
- Deprem şiddeti (en yüksek): M8.3
- İstanbul’un çekirdek yapıları: Korundu
En önemlisi: “Şimdi fay tamamen rahatladı mı?”
Yanıt: Hayır.
Ancak gerilim büyük oranda boşaltıldı. Önümüzdeki 30 yılda “beklenen büyük İstanbul depremi” olasılığı %80’den %10’a indirildi.
Sonuç: Yeni Bir Dönem Başladı mı?
Türkiye, dünyada “doğal afetin zamanını kendi seçen” ilk ülke oldu. Bu, bilimsel cesaretin mi yoksa doğaya müdahalenin aşırısı mıydı, tartışmalar sürecek.
Ama o gün dünya şunu gördü: “Artık doğa olayları sadece beklenmiyor, planlanıyor.”
Not: Bu metin kara mizah ve bilim-kurgu öğeleri içeren kurmaca bir hikâyedir. Gerçek kişi, olay veya kurumlarla doğrudan bağlantısı bulunmamaktadır.
#Deprem #FayHattı #MarmaraDepremi #SismikDalgalar #BilimKurgu #Jeoloji #NükleerEnerji #Türkiye #İstanbul #Sanat


Comments
Post a Comment