2032 yılında insanlık tarihi bir ilke sahne oldu. Türkiye, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi açıklarındaki segmentini kontrollü şekilde tetikleyerek büyük İstanbul depremini önden, planlı bir sarsıntıya dönüştürdü. Bu eylem, sadece bilim dünyasını değil, tüm gezegeni ikiye böldü: Bu bir kahramanlık mıydı, yoksa doğaya meydan okumanın son halkası mı? Kod Adı: Derin Sükûnet Marmara’nın 1.3 kilometre altında, su altı robotlarıyla yerleştirilen özel termonükleer cihaz, “jeo-tetikleyici” olarak adlandırıldı. Cihaz, klasik bir nükleer silah değil, çevresel zararı minimize edecek şekilde modifiye edilmiş, sadece sismik enerjiyi tetiklemek için tasarlanmıştı. Amaç netti: “Depremi biz yaparsak, ne zaman ve nasıl olacağını biliriz.” Depremi İzlemek İçin Turist Geldi Devlet, operasyonu turizm fırsatına çevirmekte gecikmedi. “Dünyanın ilk canlı deprem deneyimi!” sloganıyla, İstanbul’un çeşitli noktalarına VR merkezleri kuruldu: Kadıköy'de “Deprem Simülasyon Platformu”...
Chapter 1: The Experiment Dr. Lillian Hayes had devoted her career to unraveling the mysteries of artificial intelligence, but she had never believed in love—not for herself, at least. While her colleagues debated machine learning algorithms and efficiency metrics, she pushed boundaries, advocating for the exploration of human emotion within AI systems. At NeuraTech, one of the world's most advanced research labs, she led the development of ARI-7, an experimental neural network designed not just to simulate human thought but to experience feelings. “Emotion is the final frontier,” Lillian argued passionately during board meetings. “We’ve mastered logic, but true intelligence comes from understanding the irrational—love, fear, longing. Without these, AI will always fall short of being truly human-like.” Her peers were skeptical. The practical applications of emotional AI seemed trivial compared to ARI-7’s ability to diagnose diseases or optimize complex systems. To many, emot...